22.SayfaSayfalarTuncer Gönenbaba

YAP – BOZ – YAP – BOZ EĞİTİMİ

YAP – BOZ – YAP – BOZ EĞİTİMİ

Bir ülkenin geleceği o ülke insanlarının
göreceği eğitime bağlıdır. Albert EİNSTEİN…

(Tuncer GÖNENBABA, Ayvalık Anadolu Lisesi 12. sınıfta okuyan bir Türk genci. Üniversite sınavı öncesi Türk Eğitim Sistemi üzerine duygu ve düşüncelerini paylaştığı bir yazısını bize ulaştırdı. Yalın ve samimi bir anlatım. Sizlerle paylaşmamazlık edemezdik.
Bu vesileyle dergimiz BİZİM AYVALIK’ta “GENÇ GÖZÜYLE” genel başlığı altında bir sayfayı gençlerimize ayırmaya karar verdik.
Sevgili gençler, sayfa sizin. Meseleleri GENÇ GÖZÜYLE paylaşmaya hazır mısınız? Yazılarınızı bekliyoruz. BİZİM AYVALIK)

Tuncer GÖNENBABA
Kuzeyi ve güneyi ile doğusu ve batısıyla dört mevsimin yaşandığı güzel ülkemi bekleyen gelecek nasıldır acaba?
Bir avuç insanla, kendilerinden kat ve kat üstün olan düşmanlar ile savaşarak, bu eşsiz güzellikteki ülkeyi ve kendi zamanında olması imkânsız görünen her yeniliği ve inkılâbı gerçekleştirerek bize bırakan, sarı saçlı ve mavi gözlü Atam, geleceğin güvencesini şu söyleyişiyle tespit etmiş:
“GELECEĞİN GÜVENCESİ SAĞLAM TEMELLERE DAYALI BİR EĞİTİME, EĞİTİM İSE ÖĞRETMENE DAYALIDIR.”
Gönüllerimizde, beynimizde hala yaşayan, her sözünü ve davranışını örnek aldığımız büyük Atamız, Mustafa Kemal ATATÜRK, unutulmaması ve vizyon olarak görülmesi gereken bu tespitiyle, bugün dahi önümüzü aydınlatmaktadır.
Öyleyse soruyorum.
Atamızın bıraktığı bu emanetin gelecekte güvencesi var mıdır?
Güvencesi var ise, istikbali ne kadardır?
Bu soruların cevapları, ülkemizin geçmişteki ve günümüzdeki eğitim sisteminin içerisinde saklı.
Ülkemizin günümüzdeki eğitim sisteminde sık sık yapılan değişiklikler sonucunda, “Deneme ve Yanılma” yöntemi ile yol ve yön belirlenmeye çalışılmaktadır.
Gelişmiş ülkelerin, bu düzeylere, çağa uygun, başarılı ve ciddi eğitim sistemleri ile ulaştığını görmek için biraz dikkat etmek yeterlidir.
Oysa ülkemizin, her anlamdaki sıkıntısının temelinde eğitimsizliğin yattığını görmek çok da zor olmamalı…
Eğer bunu dahi göremiyorsak, emin olun ki, sebebi yine eğitimsizliktir…
XXX
Eğitim sistemimiz ile ilgili olarak haddimi aşacak şekilde hükümler vererek, birtakım çıkarımlarda bulunacak değilim. Ancak özellikle son yıllarda sık sık değiştirilen eğitim ve sınav sistemlerinin biz öğrenciler üzerindeki şaşkınlık ve tahribatını ifade etmeye çalışacağım.
Benim bu deneme yanılma metoduyla devam eden eğitim sistemi ile tanışmam 2007 yılında başladı.
2007 yılında birinci sınıfa başladım. “El yazısı” ile başlayan yazı yazma öğrenimim, sınıfım ilerledikçe “düz yazı” yazabilme sürecine geçilmesiyle dalgalanmaya başladı. Defterimdeki sayfalarda karışık bir kafa ile yazılan yarısı düz yazı, yarısı da el yazısı ile dolu paragraflar arka arkaya yerini aldı. Yani “Düz yazı yazmak yok; el yazısı ile yazacaksınız.” diye öğretilen el yazısına, ilerleyen sınıflarda düz yazı karıştı.
Tabii o zamanlar ne eğitim sisteminden ne de sınav kaygısından haberimiz var.
Aklımın biraz biraz ermeye başladığı ilk zamanlarımdı. 2007-2011 yıllarındaki İLKÖĞRETİM okulu zamanlarım. İlköğretim okulu zamanlarım diye vurguluyorum; çünkü o zamanlar büyüklerimiz “Sen kaçıncı sınıfa gidiyorsun?” dediklerinde, ilkokul 2/3 diye cevap verirken, yüzlerinde anlamakta zorluk çektiklerini ifade eden bir buruşukluk ile “Orta 2 mi, Orta 3 mü?’’ diye teyit etmemizi istiyorlardı. Biz de “Hayır ORTAOKULA (6.-7.-8. Sınıflar ortaokul diye adlandırılıyordu.) daha başlamadım.” diyorduk. Yani o zamanlar ilkokul (1-2-3-4-5) daha sonra ortaokul (6-7-8) daha sonra da lise (9-10-11-12) diye kavramlar vardı.

Ben, 2011 yılında ilkokulu bitirip, ortaokula başlayacağım sırada 4+4+4 sistemi çıktı…
2018 yılında 12. sınıftayım ve o günlerden bu yana değişen eğitim ve sınav sistemlerini takip etme ve iştirak etme evresinde 4+4+4 sistemin içeriğini ve o seneler ne olduğunu söyleyecek kalıcı bir iz oluşmamış beynimde.
2012 yılında 6. Sınıf, ortaokula alışma evresi oluyordu. O zaman bize öğretmenlerimiz şımarıklık yaptığımızda kızacağı zaman “Siz artık ilkokullu değilsiniz, çocuk da değilsiniz. Ortaokula geldiniz ve liseye gideceksiniz. Size boşuna mı ‘çocuklar’ yerine ‘arkadaşlar’ diye hitap ediyorum. Siz artık büyüdünüz’’ diye öğüt verir ve akıllanmamızı beklerdi hocalarımız.
Hocalarımızın bu hitapları, 4+4+4 sistemi ile birlikte birleşen ortaokul ve ilkokuldaki öğrencilerimize liseye geçene kadar çocuksunuz diye değişecek sanırım?
2013 yılı 7. sınıf, artık bu yaşlarda güzel bir lise kazanma heyecanı kaplamıştı beni. Üst sınıfımdaki ağabey ve ablalardan daha sonra öğretmenlerimden nasıl çalışmam gerektiğini, bizi güzel liselere götürecek olan basamakları ve sınav sistemini bu sene öğrenmeye çalıştım ve öğrendim. Beni hayallerime götürecek olan liseyi kazanmak için gireceğim sınavın adı SBS idi. 8. sınıftaki ağabeylerim ve ablalarım adı SBS (Seviye Belirleme Sınavı) olan, aslında benim verdiğim isimle anacak olursam, “Hayallere Gidiş Sınavı”na çalışıyorlar ve herkes ANADOLU LİSESİ kazanma aşkıyla derslerine sarılıyordu.
Tabii bundan 3 sene önce yani 2010 yılında düz ve diğer liseler ANADOLU LİSESİ olmuş ve tabela değişikliğine gidilmişti. Hızla değişen sistemden Anadolu liseleri de nasibini almıştı ve bütün liselerin Anadolu Lisesi olmasıyla birlikte gerçek Anadolu Liseleri önemini kaybetmişti. 2013 senesindeki benden bir yaş büyük olan 8. sınıftaki ağabeylerim ve ablalarım sınav sistemini anlamaya ve o buna göre çalışmaya gayret ederken, bütün liselerin Anadolu Lisesi olması saçmalığındaki yeniliği kaçırmış olmalılar! Neyse ki, ben 2013 yılında 7. sınıfta iken Anadolu Lisesi kazanmanın aşkı ve heyecanı içinde durumun ciddiyetini kavramış ve ders çalışma disiplinini kazanmıştım. Hedefim belliydi, sınavın adı SBS, yılsonunda gireceğim ve tek oturumda girip çıktıktan sonra sadece sonucu bekleyeceğim bir sınavdı. 2014 yılı 8. sınıftayken bilin bakalım ne oldu?

Tek oturumlu yılsonu yapılacak olan SBS kaldırıp, her dönem sonu her dersin ayrı oturumu olmasıyla birlikte TEOG sınavı geldi. Ben artık TEOG denilen sınav sisteminin deneği olan bir öğrenciydim. Her şey bir anda oldu. Hedefimiz bir anda TEOG ismindeki çok oturumlu sınav olarak değişti. İlk defa girecektim ve sonucunda istediğim liseye yerleşecektim?! Sistemin ilk kullanıcıları olma korkusu ve bu sistemi tanıma zamanı çok çabuk geçti ve sınava girip her şeyin ‘’Oldu-Bitti’’ kısmıyla karşılaştık.
2015 Yılında Ayvalık Anadolu Lisesi’ne yerleştim. Benden önce bu liseye yerleşen büyüklerim SBS sistemiyle gelmişti. Bizler, “TEOG Öğrencileri” diye adlandırıldık. Bizden küçük olanlar ise sistemi bizlere soruyorlardı? Sanki soruların sorulması gereken yetkililer bizdik?
Bugün, ilk defa TEOG sınavına giren ve bu sistemle tanışan bizler, bu sistemi denemeden ve bir anda önümüze koyan yetkililerden daha yetkin hale gelmiştik, diye düşünmeden edemiyorum. Çünkü bu yeni sistemde ne olacağından habersiz bir şekilde sadece soruların cevabını işaretleyerek hayallerimize gitmeye çalışan bizlerdik. Fabrikada yeni ve ilk kez üretilen bir araba bile test sürüşüne tabii tutulur. “Eksikleri nelerdir? Hataları var mıdır?” diye kontrol edilir. Bir cansız metal yığını bile pek çok kez teste ve denemeye tabii tutan mühendisler kadar olamadı, malzemesi insan olan sınav sistemini oyun haline getiren kişiler.
Şimdi bu yazıyı yazıyorum; sanki okul hayatımda değiştirilen sınav sistemlerine ve pek çok değişikliğe bizzat tanık oluşumu tamamlamış gibi.
 2018 yılındayız, 12. sınıf öğrencisiyim ve hangi sınava gireceğim? Sınavımın adı nedir? Önceki sistemlerdeki gibi kendi alanımın sorularını mı çözeceğim? Hangi dersin sorularının cevabı puan hesaplamada daha fazla katsayıya sahip? Bilmiyorum. Üstelik sınav sisteminin adı da kendi gibi sürekli değişiyor.
Dün TYT ve YKS idi. Bugün TYT ve AYT oldu, Yarın ne olacağı meçhul. Ders mi çalışmalıyım? Yoksa değişen sisteme göre ders çalışma metodumu mu değiştirmeliyim? Hiçbir fikrim yok. Elimde sadece sınavın tarihi var.
2000 doğumlular resmen eğitim sistemindeki DENEKLER oldular. Liseye geçişte, 2014 yılında, SBS’nin kaldırılıp TEOG’un gelmesi, bugün TEOG’ un kaldırılması, Üniversite sınavında 2017’de  YGS ve LYS’nin kaldırılıp, artık sizin hangisini beğenip kullanırsınız bilemem, adı TYT, YKS, AYT, ÜGS olan/olabilecek sınavının gelmesiyle hep ilkleri bizler yaşadık ve yaşayacağız. Böyle giderse herhalde bundan yıllar sonra bizim çocuklarımız, hangi sisteme göre sınava gireceklerini, sınav günü kapıda öğrenecekler.
Belki de sınavların hepsini, her zaman olduğu gibi, birden kaldırıp, “Sınav falan yok. Artık sizi sınav stresinden kurtarıyoruz; bundan böyle herkesin lisesi ve üniversitesi KURA sistemi ile belirlenecek” denecek; adı da ÜKÇ (Üniversite Kura Çekimi) olarak belirlenecek. Olmaz olmaz demeyin. Çağ, olmaz olmazlarla atlanır?!…
Bakarsınız kuradan Hacettepe TIP Fakültesi çekerim. Eşit Ağırlık öğrencisiyim; ama olsun, bu başarılı sistem eşit ağırlık öğrencisini bile Tıp fakültesine taşır?!…

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu