08.SayfaDursun KuveloğluSayfalarYazarlarımız

SİMÜLE TOPLUM

HERKES EĞLENİR, BÜYÜK PATRON KAZANIR!

            İki binli yıllara gelinceye kadar TV ve benzeri iletişim araçlarının temel işlevi eğlence diye sunulurken, bu tarihten sonra daha belirgin bir şekilde projelendirilmiş alanlarda yönlendirme ve proje hedeflerine yönelik bilgiyle donatma ağırlıklı güdümlü bir araca dönüş/türül/müştür. Artık kitle iletişim araçları sadece siyasal, kültürel yahut ekonomik iktidarın en çarpıcı, sarsıcı ve dönüştürücü makinesi olmanın da ötesine giderek, insanların yaşama biçimlerini de tayin edici bir merkez olmuştur. Bir bakıma kitle iletişim araçları marifetiyle simüle bir toplum inşa edilerek, kadim alışkanlık ve yaşama biçimleri değiştirilmeye, değişime direnenler de demode nitelemesiyle aşağılanmaya çalışılmaktadır.

Akıl ve çıkar odaklı Batı toplumu söz konusu olduğunda hasar fazla olmamakla birlikte, bir duygu ve dayanışma toplumu olan geleneksel doğu toplum yapısı, telafi edilemeyecek hasarlar almaktadır. Nitekim kitle iletişim araçları Batı dünyasında ağırlıklı olarak kapitalizmin ileri karakolu ve vitrini vazifesi yaparken, doğuya yaklaşıldıkça bu işlevlerine, toplumu dönüştürme ve ihtiyaçlarını tayin etme misyonlarını da eklemektedir. Bu sayede geleneksel toplumun kapitalizmin araçlarına direnme refleksi ortadan kaldırılmakta, yeni bir yaşama biçimi ve farklı tüketim ihtiyaç alanları kendilerine dikte ettirilmektedir.

Kadim bağları, duyguları ve davranış biçimlerini değiştirmeden hedef kitleye projelendirilmiş bir yazılımı yüklemek mümkün olmayacaktır. Bu sebeple başta televizyonlardan olmak üzere, kitleye ulaştıran iletişim araçlarının tamamında çeşitli yarışma programları düzenlenerek toplumun geleneksel bakış açısı değiştirilmeye yahut dönüştürülmeye çalışılmaktadır.

Son altı yedi yıldır bir Hocamız ısrarla, “Tarihin içinden gelen, benliğimizi ve kimliğimizi oluşturan değer ve davranışlar etrafında benzeşerek bütünleşmeliyiz.” diye sözle ve yazı ile derdini ifade ediyor. TV kanallarından, sanal âlemden ve bilgisayarda göze, kulağa mebzul miktarda uyarım gönderildiği halde, aklı çalıştırmak, duyguyu ve zevkleri temizlemek adına uyarım çok az olduğundan, benzeşme yerine, alt grupların oluşumu ve çoğalması gözleniyor.

Mahremiyetin korunması gerekli temel değerler sıralamasında üst sıralarda olduğu Doğu toplumunda, “Biri bizi gözetliyor” adıyla, edep, adap ve mahremiyeti ayaklar altına alan programlar bu sebeple yayınlanmıştır.

Ailelerin, eşlerin, sevgililerin diğer paydaşlarıyla rekabete maruz kaldıkları yarışma programlarında kazanmanın ve karşısındakini alt etmenin şeytansı hazzına övgüler dizilen faaliyetlerin hizmet ettiği merkez de aynıdır.

Survivor’u unutmamak lazım. Bir grup insanı bir eve kapatıp, “Biri bizi gözetliyor” rezaletinde oynatan merkez, bu defa bunun açık havada cereyan eden hâlini, “Survivor” olarak lanse etmiştir. Sunum farklı, mesaj ve hizmet ettiği merkez ortak! Amaç ve hedef hep aynı: Doğunun manevi zenginliklerini değersizleştirmek, Doğu toplumunu kimliksiz hâle getirmek ve kendilerinin enjekte edeceği yazılıma hazırlamak! Yani oryantalizm, renk ve araç değiştirerek, çok daha hızlı ve sinsi mevzi kazanmaya devam ediyor.

Doğu toplumunun yıkılan kalelerinin çoğu yerde sadece adı kaldı: Masumiyet, adalet, hak, ahlâk, erdem, mahremiyet, edep ve adap!

Bu yarışma programlarında çoğunlukla hedef kitleyi ortak etmenin çaresi de kolaylıkla bulunmuştur: Adayınızı oylarınızla destekleyin! Bunun için SMS yolu münasiptir ve adayınızın hatırına üç beş lira kısa mesaj ücreti ödemek, fedakârlıktan bile sayılmayacaktır. Kitlenin bu senaryoya çekilmesini temin eden oy verme işlemini meşrulaştırmak çocuk oyuncağı: Dijital demokrasi! Hem pek çok diktatör ülkedeki sessiz yığınlar, oy vermenin hazzını bu sayede tatmış olacaktır. Oy veremeyen ve iradesini kullanamayan diktatör ülke bireyleri, bu sayede irade beyan edebiliyor. Hatta ve hatta bu sayede demokratik kültürün dolaylı yoldan da olsa gelişimine kitle iletişim araçları vasıtasıyla muhteşem bir katkı sunuluyor (!) Kapitalizmin akıncı beyi durumunda olan liberal akademisyen ve yazarlar böyle bir meşrulaştırma çabasını canla başla devam ettiriyorlar.

Kitlenin önce dikkatini çekip ardından onu sahneye figüran olarak çekmek için dramatik tansiyonu yükseltmek gerekliydi. Bunun için her yaştan ve eğitimden insanları kuşatacak bir kodlama gerekliydi.  Sosyologlar, psikologlar, sosyal psikologlar, iletişimciler ve reklamcılar ne güne duruyor? Böylesi yeni bir dünyanın düzenini kurarken herkesten ziyade bu kesimlerin dehalarından istifade etmek gerekiyordu. Bunlar da dehalarını, şu ana kadar ziyadesiyle çağdaş ütopyaların geliştirilmesine vakfettiler. Her şeyi bir ürün ve mala dönüştürerek tükettiren yeni merkez, toplumsal dramları da oyunlaştırarak bir tüketim ürününe dönüştürmekten geri durmadı. Hayatın gerçeklikleri dahi simüle edilerek oyunlaştırıldı. Oyunda rol verilenler, kendi karakterlerinin dışına çıkmaya zorlanıldı. Farklı görün, farkı benimse, şöhret ol, kazanamazsan da medyatik olursun, bu sayede kazanırsın. Bu oyunda herkes kazanıyor vatandaş! Kaybeden sadece değerler! Kimin umurunda? Kaybedilen değerlerin yerine yenileri gelmiyor mu? Zaman bunu gerektiriyor, bunu!

İzleyici kitlenin karşısında oynatılan kuklalar, nasıl da izleyeni alıp başka dünyalara, başka hayatlara taşıyor, değil mi? İzleyici yahut seyreden, mutlaka bir yarışmacıyla özdeşleşiyor. Onu desteklemeye devam ettikçe, onun gibi düşünmeye de başlıyor. İnsanlar birbirine karşı kışkırtılırken, insani zaaflar büyük sahnedeki sirkin eğlence materyali olarak kullanılıyor. Oyunda mutlak itaat söz konusudur. Zekânın işlevlerinden biri sorgulamak değil midir? Sorgulamanıza engelleme konularak böyle düşün, böyle hisset diyen bir şartlandırmacı tutum. Sorgulama yahut eleştiri asla akla getirilmeyecek bozgunculuklardandır(?!) Nitekim kuralları koyan merkezde değilsen; senin varlığın, oluşturulan kurallara kayıtsız şartsız uymaktır.

Ahlâk, erdem, vatanseverlik, benzeşme ile bütünleşmeden yanalık gibi BİZ’leştirici değer ve davranışlar yerine başka değerlere doğru evrileceksiniz… Maksat toplumu dönüştürmek; ama bunu eğlenceli hâle getirmek! Toplumu şova dâhil edersin ve birlikte şarkılar söyleyerek, halaylar çekerek dilediğin yere sürüklersin.

Herkes eğlenir, büyük patron kazanır!

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu