12.Sayfa13.SayfaNeval KonakSayfalarYazarlarımız

SAKIZ ADASI MECİDİYE CAMİSİ

Sakız, 841 km²’lik yüzölçümüyle Ege denizinin beşinci büyük adasıdır (Girit, Eğriboz, Midilli ve Rodos’tan sonra). Adı Chios / Khios, Chio / Scio, Khio şekillerinde geçer. Koyun adaları, Sisam, İpsara, Antiipsara, Karyot, Hurşid, Fornoz, Kalari ile (Venedik kayalıkları) birlikte Saruhan adaları olarak adlandırılan grup içerisinde yer alır. Sakız, Anadolu Yarımadası’ndan en dar yeri 4 deniz mili olan bir boğazla ayrılır.

Hac yolu üzerinde bulunması, buradaki idarenin zayıflaması, halkın hoşnutsuzluğu, zaman zaman korsan yatağı hâline gelmesi, bilhassa Malta şövalyelerine Osmanlı donanması hakkında bilgi verildiğinin öğrenilmesi, verginin düzenli biçimde ödenmemesi gibi sebeplerle Sakız adası Kaptanıderyâ Piyâle Paşa tarafından çatışma olmaksızın 14 Nisan 1566 (24 Ramazan 973)’da fethedilir. Ancak, bu tarihten sonra Sakız 1913 yılında Osmanlı hâkimiyetinden çıkışına kadar pek çok defa saldırıya, işgale ve ayaklanmaya uğrar.

Tanzimat sonrasında Sultan Abdülmecid 1850’de Sakız’a uğrar ve kendi adına yapılmış cami ile diğer önemli yerleri ziyaret eder. Ada, 1849 ve 1863’te iki büyük yangın geçirir. 1880’de Cezâyir-i Bahr-i Sefîd vilâyetinin merkezi hâline gelir. 3 Nisan 1881’de korkunç bir deprem felaketi yaşar. Deprem sonrası, Tepecik (Vounaki) Parkı büyük zarar görür. Ardından, buraya uzun yıllar orada kalacak olan depremzedeler için barakalar inşa edilir. Devamında bölgede ağaçlarla kaplı güzel bir bahçe yapılır ve burada yerel halk, bayram /yortu akşamlarında gezintiye çıkarak tabakhaneye kadar ve kuzey kıyıda bulunan tersaneye kadar yürüyüş yapar.

Bu dönemde şehrin merkezinde geniş kapsamlı bir yenileme çalışması da başlatılır. Rıhtım inşası, yol genişletme ve yollara taş döşeme yapılır. Yapılan en büyük çalışma ise, limanın inşasıdır. Ayrıca, yeni bir hükümet konağı, adliye dairesi, zaptiye binası, hapishane, postane, askerî hastane, büyük ve küçük kışla olmak üzere çeşitli kamu binaları inşa edilir. Ancak, Sakız’ın vilâyet merkezi olma durumu fazla uzun sürmez. 20 Kasım 1887 tarihli bir kararla vilâyetin merkezi tekrar Rodos’a taşınır.

Trablusgarp Savaşı esnasında 7 Nisan 1912’de bombalanan adaya 25 Kasım’da Yunanlılar çıkarma yapar ve 3 Ocak 1913’te Osmanlı garnizonu teslim olur.

Balkan Savaşları’nın Osmanlı Devleti’nin yenilgisi ile sonuçlanması üzerine Sakız Adası’nın Osmanlı idaresinden çıkışı iyice hızlanır. Ada’nın Müslüman halkı göçe zorlanır. Lozan Konferansıyla da Gökçeada ve Bozcaada dışındaki Ege Adaları Osmanlı egemenliğinden tamamen çıkar. Bu çerçevede Sakız askerden arındırılmak şartıyla Yunanistan’a bırakılır. Nüfus Mübadelesi ile buradaki Müslüman halk Anadolu’ya getirilip İzmir ve çevresinde iskân edilir.

 

MECİDİYE CAMİSİ:

Sakız şehrinin merkezinde, Vounakiou Meydanı’nda, Kanari Sokak, Nu.:10’dadır. Mecidiye Camisi, adanın kalesinin batı tarafında Tepecik (Vunalaki) adı verilen şehir parkının karşısında yer almaktadır. Melek Mehmed Paşa 1768’de bu alanın merkezine bugün hâlâ ayakta duran mermer meydan çeşmesi inşa ettirir. Ancak, ilerleyen yıllarda bu alanın bir bölümü, ağaçlıklı bir parka dönüştürülür. Tanzimat sonrasında ise, bu alanın içerisine hükümet konağı, adliye, postane, mahkeme binası ile büyük kışla gibi Osmanlı Tanzimat erkinin ve ideolojisinin sembolü binalar inşa edilir. Bugün, bu kamu binaları ayakta değildir.

Sultan Abdülmecid, imparatorluğun durumunu görüp anlamak için, babası Sultan II.Mahmud gibi, bazı bölgelere seyahat eder. Ege Adalarına ilki 1845’te, ikincisi 2 Haziran 1850’de iki seyahat gerçekleştirir. İkinci seyahati, yirmi dört gün sürer. Beraberinde veliaht Abdülaziz Efendi’den başka Murad Efendi, Serasker Rıza Paşa, Tophane Müşiri Fethi Ahmed Paşa ve Ticaret Nazırı İsmail Paşa’da hazır bulunur. Limni, Girid, Rodos, Marmaris, Bodrum, İstanköy, Kuşadası ve Sakız’ı gördükten sonra İstanbul’a döner. Sultan Abdülmecit’in yaptırdığı cami, 1850 yılında Taif vapuruyla adaya gelen padişahın bizzat kendisi tarafından açılır.

Padişah Sakız’da kendi adına yaptırılan camiinin açılışının yanı sıra, adadaki diğer önemli yerleri de ziyaret etmiştir.  Cengiz Bektaş; “Cami, 1865’te Sultan Mecid ziyaret edecek diye yapılmış, ancak padişah gelmemiştir” demekle birlikte, padişah Sakız’a gelmiştir. Ayrıca, geldiği tarih 1850’dir. Sayın Bektaş’ın verdiği 1865 tarihinde Sultan Abdülmecid hayatta bile değildir. Padişahın ziyareti esnasında, Bahriye Mektebi’nin açılması da uygun bulunmuştur.

Mecidiye Camii’nin inşa süreci iki devreye ayrılabilir. Birinci devre inşaatın başlamasından 12 Kasım 1848 tarihine kadarki süreci kapsamaktadır. Birinci devre, cami inşaatının hemen hemen tamamlanıp ibadete açıldığı dönemdir. İkinci devre ise, cami çeşme ve muvakkithanenin eksikliklerinin giderildiği, tuvaletlerin yapıldığı, daha da önemlisi Mecidiye Camii personel giderlerinin karşılanması için camiin üç tarafına 11 adet mağazanın yapıldığı devre olmuştur.

Sultan Abdülmecid Han’ın irâde-i seniyyesi ve onun vakıf kaynaklarıyla inşa edilmiş olmasından dolayı Sakız Adası İskelebaşı’ndaki bu camiye Mecidiye Camii adı verilmiştir. Mecidiye, içinde camisi, çeşmesi, suyolları, muvakkithanesi ve tuvaletlerin bulunduğu küçük bir külliyeyi andırmaktadır. Buranın inşaatına Sakız kaymakamı Mahmud Beliğ Efendi zamanında başlanmış, onun görevden alınmasından sonra yerine getirilen Hüseyin Sücûdi Efendi zamanında tamamlanmıştır. Mecidiye’yi inşa eden Türk mühendis Osman Tevfik Efendi’dir. Buranın inşasından sorumlu en üst düzeydeki kişi ise, zamanın Evkâf-ı Hümâyûn Nâzırı Mehmed Hasîb Paşa’dır. Mecidiye Camii’nin inşaatına başlanması Sakız’daki Müslüman Türk toplumunu ziyadesiyle memnun etmiştir.

İnşaat devam ederken İstanbul’a giden mühendis Osman Tevfik Efendi, cami avlusuna bir çeşme yapılması hususunda ahalinin arzusu olduğunu, ancak kendilerinin bunu gerçekleştirecek ekonomik güçten yoksun olduklarını, ayrıca çeşme ve suyollarının yapılması durumunda adanın bir kat daha mamur hale geleceğini dile getirmiştir. Talepleri kabul gören Osman Tevfik Efendi cami inşaatının tamamlanması, çeşme ve suyollarının da yapılması ile ilgili irâde-i seniyye ile birlikte Sakız’a geri dönmüştür.

Cami, Sakız’da Osmanlı hâkimiyetinin sona ermesinin hemen akabinde müzehane olarak kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde de halen Bizans Eserleri Müzesi olarak faaliyet göstermektedir. Yapı, 15 Ekim 1927 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle tescil edilmiştir.

Mecidiye Camisi, geniş bir avlu içerisinde yer almaktadır. Avludan girişin hemen solunda asırlara meydan okumuş yaşlı bir çınar ağacı ile Mecidiye Çeşmesi, sağında ise muvakkithanesi bulunmaktadır. Çeşmenin üç tarafı açık olup, doğu cephesi başka bir yapıya bitişiktir. Kuzey yönünde tarih taşı bulunmaktadır.

Çeşmenin kitabesinin transkripsiyonu şu şekildedir:

Zülâl-i ‘ayn-ı şevket Hazret-i Abdülmecîd Han’ın

 O şâhın mevce-i deryâ-yı cûdî cûşa geldikçe

 Husûsiyle bu sûye ideli icrâ inâyâtın

  O hâkân eylesün nûş-ı miyâh-ı âfiyet dâim

 Bu târîh itdi Zîver gel ki yek mâsûra-i cevher

Avluya girişte sağda bulunan altıgen planlı ve üzeri kubbe ile örtülü muvakkithane günümüzde, müze ve Sakız’daki Bizans eserleri hakkında bilgi veren bir sinema salonu olarak kullanılmaktadır.

Camiye on basamaklı mermer bir merdivenle çıkılmaktadır. Giriş kapısının sağında üç, solunda ise iki olmak üzere beş pencere bulunmaktadır. Son cemaat mahallinin bulunduğu mekân müze görevlilerinin misafirleri karşıladığı yerdir. Son cemaat mahallinden asıl mekâna giriş kapısının üzerinde caminin inşa kitabesi bulunmaktadır. Üç sütun ve altı satırdan oluşan kitabenin transkripsiyonu şu şekildedir:

“Şehinşâh-ı cihân-bân-ı zamâne 

Kesîrü’l-ma’delete Abdülmecid Hân 

Olub âsâr-ı cûdı dehre şâmil  

Virir dünyâya ahdî zînet ü şân 

Cihân hayrâtı ile buldı zînet 

Vücûd-ı pâkî olmuş zıll-ı Yezdân

 Bu hısnın (kale, hisar) hâricinde yokdı câmi’ 

Yapub bu ma’bedi nâs oldı şâdân

 Leb-i deryâda bu câmi’ yapıldı 

Sakız bak sayesinde buldı ‘unvân 

Ezân-ı şevketin tâ rûz-ı mahşer 

İlâhî kıl zaferle zîb-i devrân

Olur itmâmına târih Zîver

Bu beyt-i nazm olunca cevher-efşân 

Sakız’da kıldı bu câmi binâsın 

Şeh-i pür-mecd-i dehre Abdü’l-Mecîd Hân 1264”

Ziver Bey tarafından metni yazılan kitabeden caminin hicri 1264(miladi 1848)’de inşa edildiği anlaşılmaktadır.

Dikdörtgen planlı olan cami, kubbeyle örtülüdür. Merdivenlerle çıkılan son cemaat yeri, altı bölümlüdür. Kırma çatısı, dört bölümlü son cemaat yeri, avlu girişinin sağında çeşme ve sol tarafında da muvakkithane ile ön(kuzey) cephesinin üst kısımlarında da, üç adet kare pencere yer aldığı görülmektedir.  Günümüzde, ön(kuzey) cephede yanlarda iki yuvarlak pencere ile ortalarında gotik kemerli bir pencere bulunmaktadır. Gotik kemerli pencerenin üstündeki mermer madalyon içerisinde de Sultan Abdülmecid’in tuğrası vardır. Caminin kuzey-batı köşede yer alan tuğla minaresi, tek şerefelidir. Sakız limanına yanaşan her gemiden minaresi rahatlıkla görülmektedir.

Camiin mihrab ve mermer minberi hâlâ özgünlüğünü korumaktadır. Mihrab son derece sade olup üzerinde herhangi bir yazı bulunmamaktadır. Minberde ise Lâ ilâhe illâllâh Muhammeden Resûlullâh yazılıdır. Camiin içinde Osmanlı Müslüman mezartaşları ile Rum ve Yahudilere ait mezar taşları, Sakız’ın Osmanlı öncesi tarihine ait değişik objeler sergilenmektedir.

Cami inşa edildikten yaklaşık on dört yıl sonra, tamire ihtiyaç duyulduğu 5 Ocak 1864 tarihli bir irâdeden anlaşılmaktadır. Sakız’da 1881’de meydana gelen yıkıcı büyük depremde, cami hasar görür. Tamir edilebilmesi için uzun yazışmalar yapılır. Ancak, cami tamir edilmesine ihtiyaç duyulduktan yaklaşık otuz üç yıl sonra, 14 Kasım 1904’te onarılarak açılabilir.

Günümüzde müze olarak faaliyet gösteren Mecidiye Camisi, 1.496.698 Avro’ya mal olan bir restorasyon geçirmiştir. Caminin karşısında yer alan eski adıyla Kılıç, şimdiki adıyla Vounakiou Meydanı’nda Hamidiye Çeşmesi bulunmaktadır.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu