AYVALIK MİMARİSİNİN ANLATTIKLARI

Berrin AKIN

Sokaklar kentlerin tarihini taşır, çoğu zaman onun yazılamamış sözlerini saklar ve zamanı geldiğinde insanla biriktirdiği tarihi,  yine insana iletir.  Bir kentin kimliği sokakların arasında okunabilir. Belki de bu yüzden tarihi kentleri anlamanın en güzel yolu onun sokaklarında kaybolup, sokağın bedenini oluşturan mimarisinin anlattıklarına sözü bırakmaktır. 19.yüzyıl kent dokusunu koruyabilmiş ve bu görüntüsüyle Batı Anadolu coğrafyasının tarihi yerleşimlerinden biri olan Ayvalık, kent belleğinin taşıyıcısı sokakları ve sokakları donatan mimari birikimi ile yerleşimin tarihine, kültürüne ve kimliğine yönelik bilgileri bize sunabilecek içeriğe sahiptir. Ayvalık sokaklarına baktığımızda görünen, bir tarafta sanayi ve ticaret kimliğini vurgulayan karakteristik 19.yüzyıl liman kenti, diğer tarafta ise ekonomik gücünün ortaya koyduğu evlerin varlığı ile oluşmuş kentsel dokudur.

Bu kenti yaratan koşullar 19.yüzyıl koşullardır; çünkü Ayvalık her şeyden önce Osmanlı Devleti’nin 19.yüzyıl ekonomik ve siyasi zeminindeki gelişmelerle şekillen bir yerleşimin özelliklerine sahiptir. 1770’lere kadar bu küçük kıyı yerleşimi, 1800’lerin ilk yıllarından itibaren zeytinyağı ve sabun endüstrisi ve ticaretine dayalı ekonomisiyle Osmanlı Devleti’nin hareketli liman yerleşimlerinden biri haline gelmiştir. Etnik yapısının ağırlıklı olarak Rumlardan oluşması, Avrupa ile ticari ve kültürel işbirliği oluşmasına olanak sağlarken, zeytin gibi önemli bir tarım ürününe sahip toprakları, deniz ulaşımını gerçekleştirecek bir kıyıya sahip olması gibi birçok avantajını, İzmir’e yakınlığı ile birleştirerek kısa sürede ekonomik açıdan büyük bir gelişme göstermiştir[1]. Sanayi ve deniz ticareti faaliyetlerinin şekillendirdiği ekonomik yapı, üretim ilişkileri, Ayvalık’ın nüfus hareketlerine, kent dokusu ile mekân kurgusunun oluşumuna ve yapı çeşitliliğine etki etmiştir. Sanayi ve ticaret faaliyetlerine bağlı olarak yerleşimdeki nüfus, mahalle ve evlerin sayısının arttığı, bu evlerin büyük çoğunluğunun mimari özellikleri ile yerleşimin ekonomik gücü ve zenginliğini sunmaya yönelik bir içerikle biçimlenmiş oldukları görülmektedir.

Ayvalık evlerinin cephe düzenine ve içeriğinin oluşumunda,  dönemin ekonomik, sosyal ve kültürel karakterini çizen olgulardan biri olan “Batılılaşma” zemininde biçimlenmesinin de etkisi büyük olmuş, bu sebeple Osmanlı Devleti’nin genelinde olduğu gibi Ayvalık evlerinin cephe düzenine Neo Klasik üslup hâkim olmuştur. Neo Klasik etki evlerin cephe düzenindeki anıtsal, simetrik ve dengeye dayanan düzenin yanı sıra kapı, pencere ve diğer cephe elamanlarındaki kompozisyon içeriğinde ve süsleme öğelerinde kendini göstermektedir.

Sosyal ve ekonomik zeminde değerlendirmelerin yanı sıra Ayvalık Evleri’nin cephe karakterine etki eden diğer bir unsur ise, yerleşimin yeryüzü şekilleri, iklim, bitki örtüsü gibi özelliklerinden oluşan coğrafi profili olduğunu belirtebiliriz. Akdeniz mimarisinin ana karakteri olan geniş pencere ve kapı açıklıkları ve taş mimari ile biçimlenmiş bu evler sokağa yüzünü dönmüştür. Yazları sıcak bir iklime sahip olan ve deniz esintisinin yaşam alanı içerisinde yadsınamaz bir gereklilik olduğu Ayvalık’ta, evlerin pencerelerinin hem sayıca fazla hem de büyük açıklıklar şeklinde yapılma sebebini oluşturur. Bu pencereler iç mekânın hava alması ve gerekli rüzgâr akımını sağlaması için, dikey biçimde konumlanmış, büyük dikdörtgen biçimli önemli açıklılardır. Bu biçimlenişleriyle büyük çoğunluğu balkonsuz ve ön avlusuz yapılar için yapı ile sokak ilişkisinin sağlandığı alanlara dönüşmüşlerdir. Bu açıdan Ayvalık Evleri,  Ege kıyıları ve adaları kapsayan Akdeniz coğrafyasının ortak mimari üslubun mimari özelliklerini de taşımaktadır.

Sonuç olarak sokaklarında tarihini aramaya çıktığımızda ilk dokunduğumuz, geçmişe dair ilk izleri bulduğumuz evlerin hem 19.yüzyıl ekonomik yapısını, hem Akdeniz ikliminin mimari kurgusunu hem de batılılaşma döneminin etkilerini taşıdığını görürüz. Evlere baktığımızda gördüğümüz bir dönemi şekillendiren tüm unsurların birlikteliğidir. Tüm bu bilgiler evlerin biçimine etki eden koşulları anlamımıza katkı sağlamaktadır. Ayrıca evlerin gölgelerinin düştüğü sokaklar, bu tarihi izleri güçlü bir şekilde korumaya devam ederek, insanın soluduğu geçmişi de içinde barındırma çabasına tutunmakta, tarihin dili, sokakların taş bedenlerinde akmayı sürdürmeyi istemektedir…

[1] Psarros, 2004,1; Bayraktar, 2002, 23; Terzibaşoğlu, 2009, 289; Arıkan, 2006, 40; Erim, 1948, 36; Aka, 1944, 23; İzmir Ticaret Odası, 1998, 261; Mutaf, 2003, 201.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu